Ömer Yılmaz


Ey Kardeşim, Ne Adına Oradasın?

Birlikte namaz kılan insanlarız biz. Yanyana duruyoruz saflarda. Beraber el açıyor, aynı duaya amin diyoruz.


Birlikte namaz kılan insanlarız biz. Yanyana duruyoruz saflarda. Beraber el açıyor, aynı duaya amin diyoruz. Hele konu İslam dünyası ve Müslümanların sorunları olunca, gözyaşlarımız da birlikte akardı, içli içli. Rahmetli Erbakan “yeniden Büyük Türkiye” dediğinde birlikte inanmıştık. Memleketin derin tarihinden aldığı büyük misyona beraber adanmış, geleceğimizin köklerimizin yeniden ihyasında olduğunu birbirimize anlatıp birlikte geçirmiştik gençliğimizi.

Okullarımızdan aynı zamanlarda kovulduk. 28 Şubat zorbalarına karşı omuz omuzaydık meydanlarda. Sloganlarımızı haykırırken zalime karşı, seslerimiz birbirine karışmıştı, kardeşçe. “Savunan Adam” için dişlerimizi birlikte sıkmış, Pınarhisar yoluna birlikte su dökmüştük. Milyonlarca insanımızla “el ele” deyip memleketi baştanbaşa birlikte bağlamıştık.

Şimdi sen, ey kardeşim sana diyorum! Nasıl oldu da bu hikâyenin sonunda düşman kesildin bana? Hangi saik seni bu kadar şedid bir militana dönüştürdü? Ve çok daha acısı, bu düşmanlığını, asırlık tescilli faşist/zalimlerin yanına yerleşerek nasıl yapıyorsun bana?

Yıllarca “zincirler kırılsın Ayasofya açılsın” diye birlikte slogan attığımız kardeşim, şimdi sen, nasıl olur da “Ayasofya’nın açılması yanlıştır, biz gelince yeniden müzeye dönüştüreceğiz” diyenlerin safında Ayasofya’yı açan Adam’a ateş ediyorsun? 

Ne olur bana samimi cevap ver. Gençliğimiz başörtüsü mücadelesinde birlikte geçmişti hani. Başörtüsünü muvazzaf subayların bile takabileceği hale getiren iradenin karşısında muhalif oldun, senin tercihindir, hakkındır. Ve politik duruşlarımız asla bizim kardeşliğimize gölge düşüremez. Buraya kadar her şey tamam da; zamanında başörtüsü için yapılan anayasal düzenlemeyi “411 oy kaosa kalktı” deyip Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığı halde, bugün bir seçim malzemesi yapmaktan çekinmeyen yerli malı gâvurların safında durmak da neyin nesidir.

“Yeniden Büyük Türkiye” demiştik ya hani. İşte o Türkiye geri geldi biliyor musun? Bugün Türk birliğinin temellerinin atıldığı süreçlere şahitlik eder hale geldik. 30 yıldır Ermenistan işgali altındaki Azeri toprakları geri alınıp Türkiye ile Türk dünyası kesintisiz şekilde birbirine kavuştu. Katar’da, Sudan’da, Somali’de askeri üslerimiz var. Libya’yı “tek dişi kalmış canavarlara” yem etmedik. Suriye’de, Irak’ta PKK inlerine girilmesiyle birlikte 40 yıllık beladan kurtulmak üzereyiz. Şimdi sen, bunları yapanların karşısında “bizim buralarda ne işimiz var” diyenlerle yan yanasın, öyle mi?

LGBT’yi büyük bir ahlaki tehlike olarak gören değerli kardeşim, arkadaşım, dostum! “Cinsel yönelim yasayla dezavantaj olmaktan çıkarılacak” diyenlerin yanında, “Onur haftası”(!) denen onursuzluk şöleninde destek twitleri atanlarla birlikte, “LGBT, İslam değerlerini zayıflatmayı amaçlayan bir tehdit" diyenlere karşı omuz veriyorsun ha!

Ensar-muhacir kardeşliğine dair dinlediğimiz siyer kesitleri kaç kez ağlatmıştı bizi hatırla. Şimdi seni, bu topraklara sığınmış kardeşlerine en şedid düşmanlığı reva görenlerle aynı cephede, bütün siyasi risklerini göze alarak “ Biz, muhacirlik ve ensar olma kabiliyetinin ne olduğunu en iyi bilen bir kültürün mensuplarıyız. Biz, sevgili Peygamberimizin, evet muhacirliğini de biliriz, ensar olduğu dönemi de biliriz. Suriye'den savaştan çıkıp ülkemize sığınan bu kardeşlerimize sonuna kadar sahip çıkacağız” diyen Adam’ı indirmek için hizaya sokan gerekçe nedir Allah aşkına?

“IMF'nin faize dayalı reçetelerinin fayda getirmeyeceğini” söyleyen Rahmetli Erbakan hocamızın öğrencileriydik biz. Şimdi seni hangi gerekçe İMF’yi 2008’den beri bu topraklara sokmayanların karşısında, İMF’yi ve faizi bir çözüm olarak dayatanların mevzisine yerleştirdi?

Yapma be güzel kardeşim, etme! Bu toprağın altı da var. Ölüp gideceğiz sayılı nefeslerimizin sonunda. Yaptıklarımızın da yapmadıklarımızın da hesabını vereceğiz. Dost olduklarımızın da dost bildiklerimizin de. Kendisini bin defa ispat etmiş tescilli zalimlerin, bu ülkenin bir asırdır kaymağını yiyen, köşe başlarını tutmuş azgın azınlığının hizmetkarı olmuş siyaset figüranlarının yancısı olmak vebal olarak seni korkutmuyor mu?

Gittiğin secdelerde, el açtığın dualarında, başını yastığa koyup vicdanını dinlemeye başladığın o anlarda bir kez daha düşün. Biz kardeşiz, unutma!