Jeffrey Epstein dosyalarında yer alan yazışmalar, Türkiye'nin bağımsız ve milli politikalarının küresel bazı çevrelerde rahatsızlık yarattığını ortaya koydu. Belgelerde, Türkiye'nin özellikle Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de izlediği kararlı çizginin uluslararası dengeleri zorladığına dair ifadeler dikkat çekti.
Dosyalarda yer alan değerlendirmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgesel politikalarının küresel hesapları bozduğu yönünde itiraf niteliğinde yorumlar bulunurken, Ankara'nın bu süreçte attığı adımların hedef alındığı görüldü. Yazışmalarda, Türkiye'nin milli duruşunun "agresif" olarak nitelendirilmesi, ülkeye yönelik açık bir rahatsızlık ve endişenin yansıması olarak değerlendirildi.
Belgelerde ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde İsrail'le yakın ilişkileri bulunan bazı unsurlara yönelik tasfiye iddialarına yer verildi. Bu ifadelerin, resmi tespitlerden ziyade Türkiye'nin bağımsız politikalarından rahatsız olan çevrelerin kişisel değerlendirmeleri olduğu vurgulandı.
Epstein dosyalarında 2017 yılına ait bazı yazışmalarda, Katar'daki gelişmelere de değinildi. Söz konusu mesajlarda, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgede bulunmasının ardından askeri darbe seçeneğinden vazgeçildiği ifade edilirken, Türkiye'nin bölgedeki varlığının dengeleri değiştirdiği yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Yazışmalarda, Orta Doğu'daki güç mücadelesine ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra Türkiye'nin İsrail, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz politikalarına yönelik eleştirel ifadeler de yer aldı. Belgeler, Türkiye'nin bölgesel yükselişinden duyulan rahatsızlığın hangi küresel ağlar içinde şekillendiğini gözler önüne serdi.
Ortaya çıkan dosyaların, yalnızca Epstein'in kurduğu istismar ağını değil, aynı zamanda Türkiye'ye yönelik algı operasyonlarının arka planını da ifşa ettiği değerlendiriliyor.